2011′in gözde meslekleri arasında diktatörlük yok

Posted on 29 Oca 2011

0


Geçen Cuma hayli kültürlü ama çoğunluğu İnternet’e oldukça uzak bir topluluğa, Kocaeli Aydınlar Ocağı üyelerine İnternet toplumunu anlatmıştım. Ben konuşma yaparken Tunus lideri Zeynel Abidin çoktan ülkesinden kaçmıştı. Diğer Arap ülkelerinde ayaklanmalar sadece bir ihtimaldi. Bir hafta sonrasında Mısır da allak bullak olmuş durumda.

Aralık başında Wikileaks olayı patladığında ve hayatında İnternet kullanmamış insanlar bile bu konuda ahkâm kesmeye başladıklarında televizyon toplumuna “işin öyle olmadığını” söylemek gerektiğini anladım. Eğitimliler, güce sahipler, bizi yöneten kanunları onlar yapıyorlar, ama İnternet’in nasıl işlediğini bilmiyorlar. Birkaç telefon görüşmesinden sonra konuşmayı ayarladık.

Konuşmada benim en çok önem verdiğim kısım, “Yeni Hayatın Kanunları (Tunus’a Hoşgeldiniz)” başlığını taşıyordu. Şöyle diyordum:

1) Oyunun dışında kalmak sizi oyundan korumaz.

2) Gerçek dünyada güçlü olmak sizi İnternet’te güçlü yapmaz.

3) İçerik bir kez yayıldı mı kolay kolay yok edilemez. Tatsız içeriğin sonuçları otorite için çok acı olabilir.

4) Eskiden otoriteyi kurtaran yöntemler İnternet’te ters tepebilir. İnternet insanları karşılarında insanî bir ses isterler.

5) İnternet toplumu kurumsallıktan nefret eder. Kurum adına yapılan hataları belgeleyip yaymak için fırsat kollar.

Bunlara ek olarak bence o akşamki en önemli uyarı şuydu: İnternet’in, özellikle Web 2.0′ın getirdiği değişimi özetlemek gerekirse, otorite artık zor kullanarak hiçbir yere varamaz. Burada otorite bir diktatör de olabilir, aile babası da, şirket patronu da. İnternet’te iyi organize olmuş bir kalabalık karşısında otorite hiçbir şey yapamaz.

İşte Mısır’da olanlar da bunun sadece yeni bir örneği. Ve tepkinin ne kadar hızlı yayıldığına bir bakın! Birkaç günde Tunus’ta 23 yıllık diktatör devrildi. Bir haftada olaylar Tunus’tan Mısır’a sıçradı. Oysa Fransız Devrimi’nin komşu ülkelere yayılması bile aylar yıllar sürmüştü.

Mısır lideri Hüsnü Mübarek akıllı bir adam. Zaten akıllı olmasa 30 yıldır koskoca ülkeyi parmağında oynatamaz. Olayların gelişini gördü, Tunus’u takip etti, Önce Twitter ve Facebook’u, ardından tüm İnternet erişimini, sonunda da tüm cep telefonu operatörlerini yasakladı.

Ama çok geç kalmıştı. Mısır’da polis tarafından işkence görüp ölen Khaled Said’le ilgili haberler, bürokrasinin yasaklama kararı almasından çok daha hızlı yayıldı (Allfacebook.com). Dolayısıyla Hüsnü Mübarek, devrik Tunus lideri Zeynel Abidin’den farklı olarak kendisine neyin çarptığını gördü, ama yine de yolun kenarına kaçamadı. Hastaneye yetişecek mi, hep beraber göreceğiz.

Bana sorulan bir soru şu: Türkiye’de bu tarz sosyal medya üzerinden örgütlü çatışmalar olabilir mi? Sanmıyorum. Türkiye’nin tarihî ve politik olarak bu ülkelerden çok büyük farkları var. Bu ülkelerdeki ayaklanmalar, evrim basamakları olarak Osmanlı Devleti’nin sonlarındaki ekonomik ve politik sarsıntılara denk geliyor. Ama Tunus, Mısır ve Ürdün gibi ülkeler bu sarsıntıları şimdi çok farklı bir ortamda yaşıyorlar. Osmanlı Devleti Türkiye’ye dönüşürken iletişim telgrafla sağlanıyordu. 2011 yılındaki devrimlerin o zamandakilere benzemesini beklemek saçma olur. Yine de Türkiye’deki siyasî otorite attığı adımlar konusunda dikkatli olsa fena olmaz. Çünkü artık bir hata karşısında verilen tepki “mahşerde görüşürüz” ya da “sandıkta görüşürüz” değil, “akşama görüşürüz”.

Şu bir gerçek: İnternet ve sosyal medyanın oluşturduğu yeni ortamda artık diktatörlük gözde meslekler arasındaki yerini kaybedecek. Anlık iletişimle organize olan kalabalıklar, bir araya geldiklerinde neler yapabileceklerini İran’da denediler. Tunus’ta tam olarak güçlerini gördüler. Mısır ve Ürdün’de yeni denemeler yapıyorlar. Diğer ülkelerdeki diktatörler koltuklarını korumak için gerekli önlemleri alabilecekler mi? Hiç sanmıyorum. Çünkü İnternet’in ruhunu anlayabilselerdi, yönetim şekillerinin bu ruha tamamen ters olduğunu çoktan görmüş olurlardı.

Geçen Cuma konuşma sonunda gelen bir yorum, sosyal medya devrimlerinin, küresel sermayenin ulus devlete karşı planladığı bir komplo olduğuydu. Tıpkı tekerleğin kabilelere, barutun derebeyliklere, matbaanın da Katolik Kilisesi’ne karşı birer komplo olduğu gibi. Mantıklı değil mi?

Wikileaks’te BP rezil oluyor, YouTube’da büyük şirketlerle ilgili skandallar amatör ellerle sürekli yayılıyor ve hâlâ “tüm bunlar küresel sermayenin bir oyunudur” denilebiliyor.

Eminim Hüsnü Mübarek de işin içinde bir komplo bulmaya çalışıyordur. Çünkü bu eski zaman titanları sosyal medya devriminin taa telefonun icadıyla başladığını, gittikçe hızlandığını ve hiçbir planlamaya tahammülü olmadığını anlamıyorlar. Çünkü yeni zamanı eskinin kafasıyla değerlendirmeye çalışıyorlar. İşte tam da bu yüzden olayların tam ortasındayken, aynı zamanda tamamen dışarıda kalmaya mahkumlar. İşte tam da bu yüzden, geleceği gün gibi açık değişimleri birer komplo sanıyorlar.