Ölüsevicilik böyle bir şey

Posted on 24 Tem 2009

1


janistonNTVMSNBC ünlülerle ilgili hayal gücümüzün sınırlarını (eğer varsa) zorlamaya devam ediyor. Türkiye’nin muhtemelen en saygın haber sitesi, birkaç gün önce yayınladığı “Ya anoreksik olsalardı?” adlı fotoğraf galerisini, bugün “Ya vampir olsalardı?” başlıklı galeriyle destekledi. Artık Jennifer Aniston anoreksik olsa nasıl görüneceğini de biliyoruz, Anne Hathaway’in veya Christian Bale’in vampir hallerini de.

Okuyucuların cesetlere yönelik saplantısı daha iyi örneklenebilir miydi? “Ceset” diyorum, çünkü anoreksiya temalı galerideki bazı resimler, mesela Angelina Jolie ve Sarah Michelle Gellar‘a ait olanlar resmen mezardan çıkartılmış bedenleri andırıyor. Özellikle Charlize Theron‘unki Dawn of the Dead‘den fırlamış gibi. Hepsi bir yana, anoreksiya zaten ölümcül bir hastalık olduğuna göre, bunun magazin konulu bir fotoğraf galerisine konu olması zaten ölüm saplantısıyla ilgili önemli bir ipucu veriyor. (Anoreksiyaya bu kadar laylaylom şeklinde yaklaşılmasından da yarın bahsedelim).

Bu tip bir galeri NTVMSNBC gibi saygın bir sitede yayınlandığına ve biz de üşenmeden ve çok da tiksinmeden bu galerileri ziyaret edebildiğimize göre, demek ki ortada gerçekten ölüme yönelik bir ilgi var.

cbaleVe bu ilgi pek de gizli saklı değil. Vampir ve zombi öykülerinin popülerliği başka nasıl açıklanabilir ki? Felaketlerle ve ölümlü kazalarla ilgili haberler nasıl bu kadar ilgi çekebilir? Michael Jackson’ı bir ikon haline getiren klip neden çoğunlukla olduğu gibi güzel dansçılarla veya görkemli konser görüntüleriyle değil de mezardan kaçmış cesetlerle dolu olsun? Gerçek cesetleri alıp plastination adlı yöntemle sanat eserlerine dönüştüren Gunther von Hagens‘in sergileri neden bu kadar ilgi çeksin?

Christian Bale’in yandaki görüntüsü “ceset” değilde “vampir” olarak tanımlansa da Bale’in ölümüyle ilgili yarattığı imaj açık değil mi?

Forumlarda gayet tiksindirici fotoğrafların “komik resimler” başlığı altında paylaşılması masum bir yanlışlık mı?

The Dark Knight veya The Crow gibi ucuz promosyona ihtiyaç duymayacak başarılı filmler bile Heath Ledger ve Brandon Lee’nin ölümleriyle daha bir popüler hale gelmediler mi?

Ne zaman öleceksin?” diye bir sitenin tüm saçmalığına rağmen varlığını sürdürmesi başka nasıl açıklanabilir?

Tüm bu ilgi görsel medyanın tüketicilerinden, yani bizden kaynaklanıyor. Hayal gücümüzün ve ilgimizin önemli bir kısmını ölüme ve ölülere yönlendiriyoruz. Türkiye’de gazetelerin birinci sayfalarını ana başlıklara, ikincisini “magazin turu”na, üçüncüyü kimin kimi bıçakladığına veya vurduğuna ayırıyoruz. Toplumun ölümle kafayı bu derece bozmuş olması tabii ki çok fazla yönü olan karmaşık bir konu. Ünlülerin ölümü ve bundan alınan zevk biraz farklı.

Baudrillard’ın açıkladığı gibi, her yerdeki “felaket, sefalet ve başkalarının çektiği acı” birer görsel malzemeye dönüştüğünde, doğal olarak ünlülerin başına gelen felaketler, sefaletler ve acılar manşete yerleşiyor. Toplumun görsel zevklerine kendilerini feda etmekle yükümlü şöhretlerden büyük acılar çekmeleri ve izleyicilere “ünlüler de ağlar” deme şansını tanımaları bekleniyor.

Ölmüş veya ölümcül bir hastalığa yakalanmış ünlülerin varlığı iyidir. Ama bu durumda olmayan ünlüler de görsel sanatlar marifetiyle bu duruma düşürülebilir. O zaman daha çok seyirci mutlu olur. Çünkü ünlülerin ölmeleri hayranlarının hayal gücünü bağımsızlaştırır.

Ölmüş bir ünlüyle ilgili söyleyecekleriniz veya onun sırtından oluşturacağınız imaj artık tamamen size kalmıştır. Bir ünlü öldüğünde, imajı tamamen seyircinin malı haline gelir. İmajın yaratılması için ihtiyaç duyulan ünlü bu görevini tamamladıktan sonra ölümü hayranları tarafından dört gözle beklenir. “Ölse nasıl olur” temalı resim galerileri bunun en basit örneğidir. Öldükten hemen sonra yapılan onca tören, imaj üstündeki kayıtsız şartsız hakimiyetini ilan eden hayran kitlesinin timsah gözyaşlarıdır.

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to FurlAdd to Newsvine