Benim de öyle tipim olsun, ben de Eurovision’da birinci olurum

20 05 2009
"Bak, saçımı böyle tutunca otopsiden kaçmış gibi görünüyorum"

"Bak, saçımı böyle tutunca otopsiden kaçmış gibi görünüyorum"

Şaka tabii. Ben de de Beyaz Rusya doğumlu Norveçli tipi var, ama çabalamıyorum. Keman çalamıyorum mesela. Tembellikten kaybediyorum yani. Ucu ucuna.

Bu tez denilen olay bildiğiniz gibi değil. Okuması ayrı, yazması ayrı, jüriyi belirlemesi, tarih ayarlaması… Çok özledim buraya bi şeyler yazmayı. Neyse, sayılı gün çabuk geçermiş. 6 Temmuz’da jüri var (ertelendi, evet). O arada fırsat buldukça yazarım yine, ama demek ki günlük yazılara tezi teslim etmeden, yani en erken Temmuz ortasından önce dönemem.

Konuya dönersek: Eurovision’da bir tane daha “This Is Our Night” veya benzer anlamda şarkı ismi görürsem bileklerimi keserim. Ya da, niye kendi bileklerimi keseyim? Besteciyi keserim.

Bir de Suriye’yle İran’ı Eurovision’a dahil edin de Bülend Özveren son versin şu “komşu yine komşuya oy verdi sevgili izleyenler” saçmalığına. Adam resmen “kuzey ülkelerinin oyları belli bir paralelden aşağı inmiyor” dedi, coğrafyayı alet etti tespitlerine. Deli midir nedir? Yalnız “bize puan vermeyen ülkelerden biri de Portekiz… Aaa… 6 puan verdiler” diyince kahkahalarla güldüm Bülend Abi. Darılmak yok.

Ben İzlanda’yı temsil eden Jóhanna Guðrún kadar Amerikalı bir insan daha görmedim. Öyle İzlandalı mı olur allasen?

İskandinav ülkelerinin yaylı çalgı saplantısı yine had safhadaydı. Kuliste bi tanesinin elinden yayı aldım, adam buharlaştı. Hiç abartmıyorum.

Hadise’nin sadece ağzını oynatarak dördüncü olması ise bence yarışma tarihindeki en büyük başarımızdır. Daha önce bi tarafımızı yırtıp ancak 12. olabiliyorduk. Şimdi kırmızı ekran verip vokalistlere şarkı söyletince dördüncülük cepte. İyi valla.

Buradan Patricia Kaas’a bir çift lafım olacak:

Ne alaka lan?


İşlemler

Bilgi

Yorum yapın